Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 25.02.2026 8 Görüntüleme
Sevtap Çapan

İstanbul’da doğan SEVTAP ÇAPAN, 1991-1995 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dört yıl oyunculuk bölümünde okumuştur. Son sınıftayken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na (İBBŞT) girmiş ve profesyonel oyunculuk hayatına başlamıştır. 1996 yılından itibaren sinema ve televizyon dizilerinde aldığı rollerle tanınmıştır. Oyunculuk üzerine çeşitli okullarda eğitim veren Çapan, sanatın mutfak kısmıyla da ilgilenmektedir. Yazarlığını yaptığı beş oyunun ikisi, İBBŞT’ de repertuvara alınmıştır. NTV Stüdyoları’nda Seslendirme Sanatçısı kadrosunda yer almaktadır. 2017 yılı itibariyle Profesyonel Artı Sonsuz Firması’nın kuruluşu olan Tiyatro P.A.S’ın Genel Sanat Yönetmeni’dir. Yazdığı senaryolar ile oyunları da bulunan Çapan 8 Kitap yazmış, aktif sanat hayatına da devam etmektedir.

BENİM BABAM ÖLDÜ BİLİYOR MUSUN

Hayatta en çok güvendiğim adam, babam!

İlk doğduğum an ve sonraki günler, göstermemişler beni anama babama… Öyle küçükmüşüm ki…

Ah, canım babam!

Beni hastaneden “Verin kızımı bana!” diyerek çıngar çıkarıp eve getiren çılgın babam!

Bukle bukle saçlarımı okşarken “Sarı papatyam,” diye seven benim şefkatli babam!

Havale geçirirken nefes almam için dişlerimin arasına parmağını koyup dilimi döndürerek çenemin kilitlenmesiyle moraran, kanayan parmağına aldırmadan benden vazgeçmeyen, beni hayatta tutan cesur babam!

Sabahın en erken saatinde, biz hâlâ esnerken hepimizi kahvaltı sofrasına oturtan otoriter babam!

Gecenin bir yarısı kaderine kızıp annemi, beni ve kardeşlerimi yataklarımızdan kaldırıp boy sırasına göre dizen dertli babam!

Soframızdan kuş sütünü eksik etmeyen cömert babam!

Bana bir kez bile yok, demeden yokluğu; var, demeden varlığı gösteren akıllı babam!

Her şeyimi konuşabildiğim yol göstericim, dost babam!

Matematiğin m’sini anlamayan bana, daha küçük yaşlardan itibaren aylık olarak harçlık verip para hesabını, tutumlu olmayı öğreten zeki babam!

Çocukları arasında ayırım yapmayan bir adam, o adam, benim hakkaniyetli babam!

Canım ne zaman bir şey çekse, kendine söylemediğim halde, akşam elinde onunla eve gelen hisli babam!

Kalp krizi geçirdiği gün, “Döndüğünde burada olacağım, git; söz verdin!” diyerek beni hastaneden gönderen, sözünün erliğini benim de kanıma işleten babam!

Acılarını alkole, sigaraya yatırıp hayata öfke kusan tavrından dönerek, “Siz bensiz bir halt yapamazsınız, sizin için alkolü de sigarayı da bırakıyorum,” diyen, kendini evlatlarına adayan babam!

Yavru Vatan savunması için sağ elini Mağusa’da bırakan benim gaziler gazisi kahraman babam!

Yağmurda çamurda, karda bile her sabah ve akşam kedileri köpekleri beslemek için etleri ekmekleri tek eliyle ufayıp kaplara poşetlere doldurarak yollara düşen, onlara barınacakları evler yapan, terkedilmiş yavruları, kör topal olanları da eve alıp bakan merhametli babam!

Ben ne çok şey görmüşüm, bilmişim, öğrenmişim, edinmişim babamdan meğer… Onuru onurum, şerefi şerefim, iyiliği iyiliğim, vicdanı vicdanım, çalışkanlığı çalışkanlığım, disiplini disiplinim, sorumluluğu sorumluluğum, dürüstlüğü dürüstlüğüm, insanlığı insanlığım olmuş meğer… Vefamda ondan geçmiş bana yardımseverliğim de… Bunların hepsi ve daha fazlası ondan yadigâr…

Ah, ya babasız büyüyen çocuklar? Şimdi onlar gibi öksüzüm!

Kısa boylu dev yürekli bir adam, o adam, benim babam! Onun odasındayım şu an. Onun koltuğunda oturuyor, çok amaçlı sehpasında bu yazıları yazarken onun penceresinden bakıyorum. Onun gözleriyle görüyorum. Odasına her girişimde dediğim gibi:

– N’aber baba? Diyorum.

Babamın sesimi, tavrımı taklit ederek:

– İyilik kızım! Deyişi, yüzündeki o sevimli, muzip ifade canlanıyor hayalimde…

Özlüyorum çok özlüyorum ben babamı! Ne mal mülk ne başka bir şey “Saf Sevgi”dir, babamın bana mirası!

Üzdü beni bazen ben de onu üzdüm, sinirlendirdim. Güllük gülistanlık değildi bazı zamanlarımız… Şimdi daha iyi anlıyorum, hepsi benim iyiliğim içindi. O da anlamıştı beni giderayak ve bana dedi ki:

– Bana çok iyi baktın, teşekkür ederim!

Ben dedim ki:

– Sen bana ömrün boyunca baktın, benim yaptığım ne ki? Seni seviyorum baba! Bana öğrettiğin her şey için ben teşekkür ederim!

Hakkımı helal ettim, hakkını helal etti ve gitti.

Benim babam öldü biliyor musun?

O bir kahramandı, kahramanlar ve babalar ölmez ki!

Babamı mezara değil kalbime koydum.

O şimdi her kalp atışımda yanımda.

– N’aber baba?

 

 

 

 

 

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

PENGUEN

PENGUEN

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb