
S.O.S – YAL MEDYA
Facebook 2004’te Harvard Üniversitesi öğrencilerinin sosyal ağı olarak kurulur. 2006’da Türkiye’de faaliyete geçer. “Oxford vardı da biz mi okumadık” serzenişi ile gönül koyanları da böylelikle camiaya dahil etmiş olur ürünün yaratıcısı Mark Zuckerberg.
Küresel dünyanın nimetleri!
“Televizyon son büyük icattır” sözü ile tarihe geçen eski bir teorisyen olan Wright ıskalamış oldu.
Böyle kehanetleri ancak yazılımsız Baba Vanga bilir teorisyen bey…
Televizyonu, ‘gerçekliği yok edip, düşünce yetisini körelten, şuuru iğdiş eden bir cehennem makinesi, bir çeşit afyon’ olarak tanımlayan düşünür Cemil Meriç (1916-1987), televizyondan sonrası için ne düşünürdü acaba?
Bugün, dijital platformlar TV’ye rakip. Yazı ve görsel içerik oluşturma, reel videoları hazırlama sayesinde bu mecralar yönetmenlik vasfı kazandırmış gibi adeta. Kişi, pasif izleyici konumundan aktif üreten konumuna geçmiştir.
Ve devasa bir reklam, pazarlama, satış alanı ile, siyasetin tabanından tavanına propaganda alanı açmıştır bu platformlar.
Instagram, You Tube, WhatsApp, X (Twitter), Snapchat, Telegram, LinkedIn, Tik Tok.
Hepsi de 1 yıl gibi kısa bir süre sonra Türkiye’de de yaşamın bir parçası olmuşlar.
Hem iyi hem kötü.
Kitleleri buluşturma ve iletişime geçirmede kuşkusuz çok hızlı ve etkinler. Ancak bir yapay zekânın sizi güdülemeye, gütmeye çalışması sinir bozucu. Aslında görsel olana odaklamanın temelleri televizyonla atılmıştı bile. Bu uzantıların, insanları zarfın içine değil dışına çekmesi, uyarması, gizli bir el, dürtü gibi değil mi?
“Son üç günde yüzde 5 görsel yayınladın. Hadi bakalım daha fazla yayınla, kullanıcıların en aktif oldukları zaman şudur, bu saatleri kaçırma, arkadaşlık kurmanı önerdiğimiz kişiler. vs.vs.”
Bilgisayar programcılığından daha karmaşık olan insan programcılığı gibi.
Kurgular gibi.
Mankurtlaştırma gibi.
Eskiden bugünkü iletişim araçlarının olmadığı yıllarda bireysel olarak duvar yazıları vardı, graffitiler vardı. Birçok ülkede meşhur olan ‘Kilroy buradaydı (Kilroy was here)’yazısını anımsadım şimdi. Siyasi anlamda propaganda, sloganist yazılardı. Bu yüzden karşıt görüşlü gençlerin iletişimde ortak buluşma noktaları imkansız gibi bir şeydi.
Çocukluğumda kurtarılmış mahalleler vardı. Kafeler, düğün salonları, kahvehaneler, dernekler ayrılmıştı.
Eskişehir’de Adalar solcuların, Hamamyolu sağcılarındı. Es kaza giren dayak yerdi. Silahlar konuşurdu. Dolayısıyla aidiyet duydukları ideolojileri tartışmak gibi bir durum söz konusu olamazdı.
Bugün sanal alemde sağcısı solcusu bir sayfada ya da içerikte buluşabiliyor. Ama artık silah ve sopanın yerini çoğunlukla hakaret, küfür ve tehdit alıyor. Fiziki ortamdan uzak, erişilemez olmanın verdiği rahatlıkla, hoyratça sözler, yorumlar havada uçuşuyor. Kendi camiasından olmayana ya da çıkana ‘olmayana yergi’ metodu bir tıkla uygulanıveriyor.
“Benim kim olduğumu biliyor musun? 40 yıllık devrimciyim, benden iyi mi bileceksin, durduğun yere bak” narsiszmi, kibiri, geçmişteki duvar yazılarından buraya düşüyor.
Başka bir güruh “itlere ölüm, alın itleri evinizde besleyin, sizi gidi laikler” trollüğü yapıyor.
Başka bir güruh gerçek ya da gerçek olmayan kimlikleriyle Atatürk’e, kurucu kadroya pervasızca saldırıyor.
Ne konforlu bir alan değil mi? Oturduğun yerden.
Başka bir güruh mafyatik gücünü sergiliyor. “Şanım yürüsün” diyor. Tik tokta kadınlar erkekler meşhur olmak adına kılıktan kılığa giriyor. Marjinal olaylar sıradanlaştırılıyor.
Ve gençler izliyor.
Ez cümle, sosyal medya olumlu katkılarından daha fazla olmak üzere S.O.S. acil durum çağrısı yayıyor.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Yazılar
-
S.O.S – YAL MEDYA
-
MEVZUAT ALARM VERİYOR!
-
AH, LOUISE HAY!
-
BANANE
-
Beykoz’a 240 Milyon TL’lik Yatırım
-
PANDORA’NIN KUTUSU
-
Nisan’ın İnce Hüznü, Mayıs’ın Yumuşak Gülüşü!!
-
BENİ TANIDIĞINI SÖYLÜYORSUN AMA TANIMIYORSUN
-
Bayram Gibi Bayramlar
-
Korkular da korkar
-
HEPİMİZ İÇİN GÜZEL GÜNLER DİLİYORUM!!
-
NEREDEN NEREYE?

