Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 21.04.2026 82 Görüntüleme

BANANE

Belki size de denk gelmiştir sosyal medyada, Kazak’ların Kartal dansı. Ritimli, el ve ayağın birlikte kullanıldığı bir dans, kendi aramızda eğlence olsun diye denerken, kardeşim hatırlattı. İlkokulda Kafkas yöresi için folklore seçilmiştim. Okul kıyafeti dışında bir etkinlik yapmak hala havalı geliyor bana, bando takımı, izci, folklor. Maalesef provalarda, el ve ayaklarımı aynı anda hareket ettiremediğim için, kibar tabirle çıkarılmış, kaba tabirle kovulmuş, atılmıştım.

Yeni jenerasyon bir velim olsaydı bana bunu yaşatmaz, doğal içerikli ürünlerle besler, avokado yedirir, torpil arar, Cimer’e şikayet eder, pedagog desteği alır, her türlü imkanı kullanıp beni o sahneye çıkarırdı. Tabii ki, kinaye yapıyorum, imkanımızın yettiği her şeye yeteneğimiz olmayabilir, ah bunu bir anlasak.

***

Geçen yazımda da, öğretmenimizin arkasından duygularımı yazmıştım. Tekrara düşmek istemesem de, “Coğrafya, kaderdir” dezavantajı, her zaman bize bir şeyler yazdırır maalesef.

***

Siz hiç çiğ yufka yediniz mi? Bakmayın, yeme kurt yapar denmesine, çok lezzetlidir. Çocukken yufka almaya gönderilirken, eve gelene kadar tırtıkladığım için az azar işitmedim. Biraz aklım erip, paranın ne olduğunu anlayınca üç yufka istenince, dört yufka alıp, birini yolda yemeyi akıl ettim, tabii ki o tırtıklamalar kadar keyifli olmadı.

Şimdi yufka ne alaka demeyin. Merkezi bir yerde oturuyorum, birkaç yufkacı ve birçok market geçip, neredeyse bir kilometre yol yürüyüp gidiyorum yufka almaya. Neden? Çünkü yufkadan beklentimi karşılıyor, lezzeti, hijyeni vs. ve ben bizim yufkacının dini, siyasi hiçbir görüşünü bilmiyorum. Ustalığı, ehil olması, güncel tabirle “Liyakat” sahibi olması için tercih ediyorum. Tıpkı adalet tanrıçası “Themis” gibi, gözlerim bağlı, terazinin doğru kefesini seçiyorum.

***

Son yıllarda arka arkaya üzücü olaylar yaşadık. Adına doğal afet, fıtrat, münferit, ihmal, sosyal çürüme dedik. Hepsinde bırakın sorumluluk almayı, faili bulamadık, bulunca hak ettiği cezayı veremedik. Bir hakaret suçunda ışık hızıyla işleyen adaletten aynı performansı göremedik.

Deprem oldu, aynı fay hattında bulunan bir ilçede mağduriyet yaşanmazken, imar affını suistimal edip, mevzuat hak ettiği gibi işlemedi diye binlerce canımız gitti. Ama biz arama motoruna deprem olan iller için “Kürt mü?” sorusunu sorduk. Ona göre üzüntümüzü ayarlayacaktık.

Kayak merkezinde, otelde yangın çıktı, sosyal statüleri sorguladık. Belki içimizde iyi ki paramız yok, gidemedik ve yaşıyoruz dedik, sonuç ortada.

Adına yenidoğan çetesi dedik, kimileri para için, kaderi yeniden yazmaya karar verdi. Hem geçmiş, hem gelecek için şüphe düşürdü içimize, kapsamı hala belli değil.

Kamu statüsünü kullanıp, örtbas, torpil, delil karartma ile nice failler oldu ,akibetleri belli değil.

Acılı anneler, evlatlarını toprağa sakladı, isyan ettiler, faillere hak ettiği cezaları veremedik.

Şimdilerde, 29 ilin, yüzde 67’sine maden ruhsatı verilecek, köylüler topraklarını savunmak için, yerlerde sürünüyor, sonra biz niye 250 liraya biber yiyoruz. Zeytin ağacı mı değerli olan, maden mi daha değerli kararını verememek sorun değil mi?

Özel okul fiyatları belirlendi, milyonlar telaffuz ediliyor. Çocuğunu okula gönderip, geri gelebilmesi için nasıl paralara ihtiyacımız olduğu ortada.

Asgari ücretin 28 bin, en düşük emekli maaşının 20 bin olduğu ülkemizde, TÜİK artık sepeti gizlediği için, diğer kaynak hesaplarına göre İstanbul kira ortalamasının 36 bin lira olması sorun değil mi?

Her bir sendika, geçinemiyoruz diye, ilgili bakanlıkların önünde protesto yapıyor. Geleceği göremeyen, hayatını planlayamayan, geçim sıkıntısı çekenler, nasıl hakkıyla ebeveyn olsunlar?

Herkesin çalışmak zorunda olduğu bir düzende, okuldan gelen öğrenciyi evde karşılayacak birinin olmaması sorun değil mi sizce?

Ya gençlerimiz, yıllardır ara mesleklerin parlatılması gerektiğini düşünen biri olarak,  bir kaş almanın 400 lira, bir paça kısaltmanın 250 lira, 3 seramik karo yapıştırmanın 3000 lira, 100 metrekarelik evi boyamanın 35000 lira, bir fırın ustasının yevmiyesinin 2500 lira olduğundan bihaber lisans mezunu gençlerimiz ne kadar mutlu?

Bu ülkede yaşayan biri olarak kortizol seviyemizin yükselmesine izin verip, duyarlı insan olmamız karşılığında, yaşanan her olayı cepheleştirenlere mi üzülelim?

Kendini sosyal devlete emanet etmek varken, maddi, manevi çaresizliklerini, bir umuttur yaşamak mottosuyla, kanaat lideri olarak görülen kişilere ulaşırsa (!) hayatının kurtulacağına inanan insanların varlığına mı üzülelim?

***

Geldiğimiz noktada, dizilerin, filmlerin, şiddet, içerik tartışmasını yaparken, asıl seyrettiğimiz dizilerin, evlerine, arabalarına, giyim kuşamlarına, hiçbir yoksunluk olmamasına bakıp, umutsuzluğa kapılıyor olabilir miyiz? Ya da influencerların neredeyse aylık milyonları bulan kazançları umutsuz ediyor olabilir mi bizi?

***

Mutlu bir ebeveyn olmak için, bizim de mutlu olmamız gerekmez mi? En son ne zaman tatile gittiğimizi unuttuysak, bir hobi edinmeyi düşünsek, malzemelerin altından kalkamam diye vazgeçersek, bir konser, bir tiyatro, en basit sinema biletinin bile altından kalkamazken, hadi hepsinden vazgeçelim, dışarıda bir yemek yiyelim dediğimizde, zamanın en uygun yemeği lahmacuna 5 yılda %3233 zam gelmişken ne kadar mümkün?

Osmangazi Köprüsü yapımında çalışan, halat kopması sebebi ile intihar eden Japon Mühendis Kishi Ryoichi’yi anmayalım mı?

Şimdi soruyorum size, sizce bu yaşananlar siyasi değil mi?

“Kenar’ı Dicle’de bir kurt, bir kuzu kapsa, İlahi adalet onu Ömer’den sorar” menkıbesine ne oldu?

Siyasi değilse, eylemi yapan çocuğun ailesi seküler diye saldıranlara karşılık, biz canım öğretmenimize, kapalı diye üzülmeyelim mi?

Geldiğimiz noktada, hepimiz suçluyuz, bazılarımız daha suçlu, herkes takkeyi önüne alıp düşünmeli, önce kendi kapısının önünü süpürmeli ! Gereken sorumluluğu almalı. Yara bandı üzerinde yara bandı yapıştırarak iyileştiremeyiz yaralarımızı.

Şimdi anladınız mı, ben yufka almak için neden bir kilometre yol yürüyorum. “Liyakat” için…

Ahmed Arif’in harika dizeleri ile veda edelim.

“Nerede bir can ölse,

Oralı olur yüreğim.

Olmalı zaten,

Olmazsa, insan olmaz yüreğim.”

 

Yaşanılası günlere…

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

ŞİFA NİYETİNE…

ŞİFA NİYETİNE…

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb