Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 16.12.2025 115 Görüntüleme

MECLİS VE ENCÜMEN ÜYELERİNE AÇIK SORUMLULUK

Belediye Taşınmazları: Kamu Kaynağı mı, Kolay gelir mi?

Belediyeler, sınırlı gelir kaynaklarına sahip kamu idareleridir. Öz gelirlerini; mevzuat kısıtları, yanlış mali tercihler veya yönetimsel hatalar nedeniyle artıramayan belediyeler, çoğu zaman taşınmaz satışını ya da borçlanmayı bir çıkış yolu olarak görmektedir. Çünkü kamu hizmetleri beklemez; süreklilik arz eder.

Ancak tam da bu nedenle, belediyelerde sermaye gelirleri yani taşınmazların satışı veya kiralanması son derece dikkatli, hesap verebilir ve kamu yararı gözetilerek ele alınmalıdır.

Rayiç Değerin Altı Kamu Zararına Yol Açar

Belediyeler, kamu kaynaklarını etkin, verimli ve hesap verebilir biçimde yönetmekle yükümlüdür. Bu sorumluluk, belediyeye ait arsa, bina ve arazilerin satış ve kiralama işlemlerini de kapsamaktadır.

Taşınmazların rayiç bedelin altında satılması ya da kiralanması, yalnızca bir mali hata değil; doğrudan kamu zararına neden olan ciddi bir yönetim sorunudur.

Sayıştay, belediyelerin taşınmaz işlemlerini yıllık denetim raporlarında özellikle titizlikle incelemektedir. Rayiç değerin altında yapılan satış veya kiralamalar tespit edildiğinde, ilgili yöneticiler hakkında tazmin süreci başlatılabilmektedir.

Nitekim 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesi, kamu zararının sorumlularından tahsil edilmesini açıkça hüküm altına almıştır.

İhale Süreçlerinde Temel İlkeler Göz Ardı Edilemez

İdareler, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilen işlemlerde;

Saydamlık, rekabet, eşit muamele, güvenilirlik, gizlilik, kamuoyu denetimi, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanması ile kaynakların verimli kullanılması ilkelerini sağlamakla yükümlüdür.

Bu ilkelerin ihlali hâlinde yapılan işlemler, yalnızca idari yönden değil; cezai yönden de sorumluluk doğurur.

 Meclis ve Encümen Üyelerine Açık Sorumluluk

Belediye taşınmazlarının değerinin altında satılması veya kiralanması durumunda, ilgili kişiler hakkında “görevi kötüye kullanma”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “irtikâp” gibi suçlamalar gündeme gelebilir. Bu suçlar, Türk Ceza Kanunu kapsamında ağır yaptırımlar içermekte ve adli soruşturmalarla sonuçlanabilmektedir.

Bu nedenle gerek Belediye Meclisi üyelerinin, gerekse Encümen üyelerinin bu konularda azami dikkat göstermesi bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktur. Çünkü taşınmaz işlemleri, suiistimale en açık alanların başında gelmektedir.

Bedelini Halk Öder

Taşınmaz gelirlerinin etkin ve adil yönetilmemesi, belediyelerin hizmet sunma kapasitesini doğrudan zayıflatır.

Eksik veya kaybedilmiş gelir; sosyal yardımların aksamasına, altyapı yatırımlarının ertelenmesine, kültürel projelerin iptaline ve personel ödemelerinde gecikmelere yol açar.

Sonuçta ortaya çıkan maliyet, belediye yöneticilerinin değil, doğrudan halkın omuzlarına yüklenir.

Sonuç;

Kısacası, kamunun parası kimsenin zenginleşme aracı değildir.

Belediye koltuklarında oturanlar, bu sorumluluğun bilinciyle hareket ettiğinde pek çok sorun kendiliğinden çözüme kavuşur.

Benden uyarması.

 

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

HER ŞEY

HER ŞEY

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb