Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 21.04.2026 84 Görüntüleme

PANDORA’NIN KUTUSU

Pandora’nın Çömleği demek daha doğru olsa da günümüzde ‘kutusu’ olarak anılmaktadır.

Antik Yunan Mitolojisinden gelen Pandora’nın Çömleği varsa bizim de meşhur ‘Göksu Çömleğimiz‘ var. Göksu deresi kıyısında halen varlığını sürdüren çömlek atölyesi ne güzeldir.

Göksu testisi gibi terlemek“…

Göksu çömleği estetikten ziyade bir mühendislik ürünüydü. Bilinçli olarak sırsız (glazesiz) bırakılan bu kaplar, gözenekli yapıları sayesinde terleme yapardı. Yüzeye sızan suyun buharlaşmasıyla içerideki suyu daima soğuk tutardı.[1]
Dışta beliren su damlacıkları insanın alnında biriken ter damlalarına benzetildiği için İstanbul argosuna yerleşmiş eskiden.

Hatta siyah beyaz güzel Türk filmlerinden biri olan ‘Melek mi Şeytan mı” filminde Türkan Şoray-Nubar Terziyan arasında film repliği olarak geçer Göksu testisi.

Gelelim Pandora’nın çömleğine. Kutusuna.

Pandora’nın çömleği Göksu çömleği gibi mühendislik ürünü olmayıp, su gibi saf, arı, temiz nesneleri barındıran bir çömlek değildir. Çoğunlukla kötülükleri ortaya sergilemek, açığa çıkarmak için bir tehlike çanı benzetmesiyle kullanılır. Aslında hem kötüyü hem de kötülerle mücadele edenlerin kullandığı bir soyut kavramdır günümüzde.

Efsane nasıldır?

İki kardeşten Prometheus balçıktan insanları var eder, Epimetheus (anlamı, sonradan anlayan), ise canlılara vasıflarını bahşeder. Bir gün tüm önemli vasıfları hayvanlara dağıttığını farkeder. Hayvanlar daha uzağı görebiliyor, daha hızlı koşabiliyor, daha iyi koku alıyor, daha yükseğe sıçrayabiliyorlardı.

Epimetheus bu durumu değiştirmek için kardeşinden yardım istedi. Prometheus bir plan yaparak tanrıların babası Zeus’un ateşini çaldı ve insanlara verdi. Artık insanlar ısınıyor, avlanbiliyorlardı. Küplere binen Zeus, insanları cezalandırmak için tanrısal güzellikte Pandora’yı yarattı ve Epimetheus’la evlendirdi. Daha zeki olan Prometheus bunun bir oyun olduğunu anladı ve kardeşini uyardı. Ama nafile. Zeus bir çeyiz sandığı hazırladı ve Pandora’ya gönderdi. Kutuyu asla açmamasını tembihledi. Ama merak içgüdüsü işte. Pandora kutunun kapağını usulca araladı ve olanlar oldu. Hapsolan tüm kötülükler saniyeler içerisinde dünyaya yayıldı. Neşe ve mutluluğun üzerine kasvet çöktü. Pandora hemen kutuyu kapattı. Kutunun en dibinde yalnızca ‘umut’ kaldı.[2]

Kadın cinsinin antik mitolojide de bir bakıma bu biçimde kötülüğün aracısı gibi gösterilmesi de kutunun içindekilerden olsun.

Bugün çömleği kim kimler açtı? Ya da kim doldurdu? Vahşet, şiddet, acımasızlık, düşmanlık, savaşlar, ihanet, hainlik, kıskançlık, hırsızlık. Güç elde etme, iyi olanı yok etme hırsı. Güçlüden ve kötüden yana olma zayıflığı.

Bir matrisin içinde miyiz yoksa? Yoksa Platon’un mağara alegorisideki gibi günümüz dijital kitle iletişim araçlarında geçen sanal gerçeklik mi yaşanan bu dış duvar?

Sokrates’in mağaranın diğer sakinleri, daha iyi bir hayat bilmedikleri için hapishanelerinden ayrılmayı arzu dahi etmezler” fikri mi gerçek olan?

Son kalan umut ise kutunun dibinde kalan çocuklarımızı kurtaracak olan?

Kötü oyunu bozacak olan.

En gerçek olan. AÇIN ÇIKSIN!

Esra İspalarlı… köşe yazısı …

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb