
SENİ ANMADIĞIM BİR GÜNÜM BİLE YOK

Vasiyetini yerine getirdik baba, ruhun şad ola!
Kardeşime yakın bir yerdeyim, tam da istediğin gibi. Birlikte seçtik bu evi, aydınlık, ferah; oğlunun evine 4 dakika uzaklıkta. Evden gelen eve gitsin, dedik; dayadık döşedik içini.
Kaz Dağları arkamda, yapraklarını okşadığım, meyvesini yediğim bir dut ağacının dallarının ardından körfeze uzanan güzel bir manzara, önümde. Çıngır çıngır çalan çanlarıyla keçiler geçiyor, rüzgârın saçlarımı bazen şefkatle bazen de şehvetle öptüğü balkonumun altından. Onlar da dut seviyor sanırım yani keçiler, paylaşıyoruz meyvelerini dut ağacının.
Seni anmadığım bir günüm bile yok.
Odana gelip sorardım sana hep:
- N’aber baba?
Gazetenden kaldırıp başını, gülümseyerek derdin ki:
- İyilik kızım!
Gittiğin günden beri soruyorum hâlâ, “N’aber baba?”
Gözlerimi kapıyorum, pür dikkat kesiliyorum. Kuşlar cıvıldıyor, dutun dalları, yaprakları hışırdıyor, köpek havlıyor, bir çocuk koşuyor; cik cik, hışır hışır, hav hav, pat pat! Tüm dünyevi sesleri kulak ardı ediyorum. Ezan okunuyor, dinliyorum ve O’na dua ediyorum, bana sesini duyurması için. Ezan bitiyor. Hiç ses yok, iç sesim bile suskun! Sessizlik derinleştikçe derinleşiyor.
Sesini duyamıyorum baba!
İyi olup olmadığını bilemiyorum. Gözkapaklarımın üzerinde oluşan minik ışık toplarına güvenerek bana, “İyilik kızım!” dediğini varsayıyorum.
İyisin, değil mi?
Hiç yapmayacağım bir şey yaptım baba, cânım İstanbul’dan kaçtım. En sevdiğim ama şimdilerde haline dertlendiğim şehri, herkesi – annemi kardeşlerime, eşimi kendine ve hepsini O’na emanet edip – her şeyi bıraktım. Sensiz geçecek ikinci bayramı taşıyamayacak olan ruhumla birlikte çıktık geldik yadigârıma.
Bir aydır yalnızım. Belki hayatımda ilk kez tek başımayım. Ama onlar beni bırakmıyor baba, “Yorgunum,” diyorum, anlamıyorlar. Telefon susmuyor; açmamazlık edemiyorum haliyle aramadan da olmuyor, anneyi özellikle…
Büyük bir değişimin eşiğindeyim hatta eşiği çoktan geçtim belki seni kaybettiğim için belki yaşımdan belki de yarım asırdan fazladır yaşadıklarımdan… Tahammül etmek zorunda değilim kötü olana, saygıda kusur edene, anlayış göstermeyene… Üzerine konuşmayı bırak, düşünmek bile istemiyorum.
İsteğim, kendimle kendime kalmak!
Benimle kalmak isteyen, tüm insanî zaaflarını geride bırakmalı, işe yaramayan alışkanlıklarını, acıyla beslenen yanını, acıtarak rahatlayan ruhunu iyileştirmeli. Beni hayatında isteyen artık kendine çeki düzen vermeli yoksa beni bir daha rüyasında bile göremez. Ya da anca rüyasında görür de gördüğü sadece hayalimdir.
Sen yaşarken her zaman varlığına şükrettim. Sana kızdığım zamanlarım da çok oldu tabii ama gerçekliğin benim itici gücümdü. Senin farkındaydım ama bazen insanlar birbirleri için birer alışkanlık olmaktan öteye gidemiyorlar.
Gerçekliğimin değerini bilmeyenin hayallerini süslemek ne garip!
“Buradayım,” diye bangır bangır bağırdım, sesim kısık ve eski kuvveti yok lâkin bağırmasam da fısıldıyorum. Bu fısıltı da kesildiğinde, şansların en sonuncusu tükendiğinde kendi gerçekliğimi alıp gitmeyeceğim, ben tüm varlığımla bulunduğum yerde olmaya devam edeceğim ama o gerçekliğin dışında bırakacağım lâyık olmayanı. Gittim sanacaklar gönderilenler. Kendimle kendime kalacağım.
Hayat, nefes aldığım sürece devam edecek ve ben, senden öğrendiğim ne varsa onlara tutunarak yaşayacağım. Her şey için teşekkür ederim. İyi ki benim babamdın! Böylesi klişe bir cümle, hiç bu kadar anlamlı gelmemişti bana.
Seni anmadığım bir günüm bile yok.
Merak etme, ben iyiyim baba!
Duayla…
Sensiz ilk babalar günümdü, seni özledim o kadar…
Yaşarken de özlerdim seni, severdim canım kadar.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Yazılar
-
Jüpiter’in Büyük Geçişi: Yengeç’ten Aslan’a Yeni Döngü!!
-
Ba – ba!
-
UNUTMAK YA DA UNUTMAMAK
-
BİR AVUÇ DOLAR İÇİN
-
SENİ ANMADIĞIM BİR GÜNÜM BİLE YOK
-
NE FERİBOTMUŞ ARKADAŞ…
-
“Yaza Girerken Gökyüzü Hangi Kapıları Açıyor?”
-
Aile Çocuğun Aynasıdır
-
S.O.S – YAL MEDYA
-
KENDİMİ MANİPÜLE ETMEK
-
MEVZUAT ALARM VERİYOR!
-
AH, LOUISE HAY!

