VEDA
Gazetecilik ve köşe yazarlığı hikâyem, kendimi bildim bileli hayatımın bir parçası oldu. Uzun süre Almanya’da farklı dergi ve gazetelerde yazdım.
21 Mart 2020’de ani bir kalp kriziyle kaybettiğimiz çok değerli Tuncay Yörüten’in anısını yaşatmak için bu köşede yazmaya başladım.
Dünyaya, insana sevgi ile bakan nadir ruhlardan biriydi.
Sanki onun bıraktığı yerden kelimeleri devralıyormuşum gibi hissettim. Yazılarımı biraz da onun kaleminin devamı gibi düşündüm.
Bunu gerçekleştirmem için olanak sağlayan, Özgün Haber gazetesinin değerli ailesini çok seviyorum. Birbirimizi hiç görmesek de aramızda ki güven ve nezaket her daim olacak.
Ben bir kişisel gelişim danışmanıyım. Hayata bütünsel iyileşmenin penceresinden bakan, bunu hem yaşayan hem de danışanlarıyla paylaşan bir yolun içindeyim. Seanslarımda da yazılarımda da insanın ruh, zihin ve beden bütünlüğüne dokunmaya çalıştım.
Öğrettiğim kadar öğrenmeyi de seviyorum. Belki de insanın en büyük öğretmeni, hayatın kendisi.
Altı yıl önce bu gazetede yazmaya başladığımda içimde çok net bir duygu vardı:
Burası sadece bir köşe değildi benim için.
Okuyan ile aramızda kurduğumuz derin bir bağ ve Tuncay’ın emaneti vardı.
Onu tanıyanlar bilir… Onun sadece kelimeleri yoktu; insan vardı, umut vardı, değer vardı.
Ve en çok da inandığı cümleleri vardı:
“Kadınlar değişirse, çocuklar değişir ve dünya o değişen çocukların ve bilinçli annelerin yarattığı daha sevgi dolu bir yer olur”
Bu cümleyi ilk duyduğumda gülümsemiştim. Çünkü bir insanın başkalarına bu kadar içten inanabilmesi nadir rastlanan bir şeydi.
Sonra hayat o tanıdık gerçeğini hatırlattı bize.
Bir gün ansızın… Bir kalp kriziyle onu kaybettik.
Kalbi insanlara bu kadar açık olan birinin kalbinin durması, hayatın garip ironilerinden biri gibi geliyor bana.
Onun ardından onun köşesinde yazmaya devam ettim. Biraz da bıraktığı o güzel cümlelerin yankısı sürsün diye.
Ama zaman insana bazı şeyleri fark ettiriyor.
Bugün sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafın gördüğü ilgi, emek verilen bir yazının çok önüne geçebiliyor. Bir düşüncenin taşıdığı derinlik, birkaç saniyelik bir görüntünün gölgesinde kalabiliyor.
Bu bir sitem değil. Sadece zamanın ruhu.
Her çağın kendine ait bir dili var. Bazen o dilin içinde kalırız, bazen de ona biraz uzaktan bakmayı seçeriz.
Ben bugün biraz geri çekilmeyi seçiyorum.
Çünkü bazı yolculuklarda insanın susması gerekir. Susmak; düşünmek, derinleşmek ve yeniden duymak için…
Bu yüzden bugün bu köşeye bir veda bırakıyorum.
Belki kelimeler bir gün yeniden başka bir yerde buluşur. Belki kalem başka bir zaman yeniden konuşur.
Ama bugün, özellikle bugün… Bu satırların 21 Mart’a yakın bir zamanda yazılıyor olması benim için ayrı bir anlam taşıyor.
Bazen bir insanın ardından yapılabilecek en güzel şey, onun cümlesini hatırlamaktır.
Ben de bu köşeden ayrılırken onun sözünü bir kez daha buraya bırakıyorum:
“Dünyayı kurtaracak kadınlardır. Ama siz gücünüzün farkında değilsiniz.”
Belki bir gün bir kadın bu cümleyi okur… ve gerçekten gücünü hatırlar.
Tuncay Yörüten’i sevgiyle ve minnetle anıyorum.
Sevgili okuyucularıma, zahmet edip yorum yapanlara ve bu gazetenin çıkmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum…
Yolumuz açık ve sevgiyle olsun…
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Yazılar
-
NEREDEN NEREYE?
-
MALİ DÖNÜŞÜM HAYAL DEĞİL
-
FERDA KAZANCIBAŞI ANISINA SAYGI İLE
-
DİLEĞİM HUZUR
-
DİLİN VE RUHUN ORUCU
-
Bırakalım Canı Sıkılsın
-
Özgüven mi, Sınırsızlık mı? Çizgilerin Arasında Kaybolan Çocukluk
-
ESKİYİ FARK ETMEDEN, YENİYE BAŞLAMAK NE KADAR DOĞRU?
-
SAKIN OKUMAYIN
-
BENİM BABAM ÖLDÜ BİLİYOR MUSUN
-
RAMAZAN’DA UMUDU BÜYÜTEN BİR BÜTÇE
-
BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ