Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 25.02.2026 6 Görüntüleme
Serpil Çalışkanoğlu

Serpil Çalışkanoğlu Holistik Danışman / Eğitmen / Yazar Bütüncül bir yaklaşımla profesyonel olarak uzun zamandır hizmet vermekteyim. Bireylerin yaşam dengesini kurmada nefes terapisi, enerji çalışmaları,meditasyon ve psikolojiyi bir araya getirerek kişiye özel çözümler sunmaktayım. Aynı zamanda alanımda eğitimler veriyorum. Uzun yıllar Almanya’da yaşadım ve farklı kültürlerden edindiğim deneyimleri paylaşmayı seviyorum.Doğa, sanat ve yazmak kendimi ifade etme biçimim.

DİLİN VE RUHUN ORUCU

İnsan konuşarak inşa eder, konuşarak yıkar.
Söz yalnızca ses değildir; niyetin şekle bürünmüş hâlidir. Tasavvuf “Söz zikir gibidir” derken, psikoloji “İç konuşma benliği biçimlendirir” diye hatırlatır. İnsan neyi tekrar ederse, zamanla ona dönüşür.

Dil, nefsin en hızlı çalışan zikridir.
Bu yüzden insan çoğu zaman kaderini eylemleriyle değil, sözleriyle hazırlar. Çünkü söz zihni eğitir; zihin kalbi, kalp ise yönü belirler.

Susmak ise yalnızca konuşmamak değildir.
Susmak, sözün kaynağına inmektir. İnsan sustuğunda dış sesler çekilir, iç sesler yükselir. Çoğu insan tam da bu yüzden susmaktan korkar. Çünkü dış dünya sustuğunda, iç dünyadaki karmaşa duyulur hâle gelir.

Tasavvuf geleneğinde “sükût”, sıradan bir sessizlik değil; bilinçli bir hâl olarak kabul edilir. Sükût, nefsin sesini fark etmek ve ruhun sesine alan açmaktır. Bu yüzden arifler, “Sözden önce hâline bak” demiştir. Çünkü söz, hâlin aynasıdır.

İçinde sevgi barındıran bir insanın dilinden yumuşak sözler dökülürken; öfkesini ve hırsını dönüştürememiş bir kişi hem kendine hem çevresine zarar veren bir dil üretir. Dil, kalpte pişen niyetin dışarı taşan biçimidir.

“Ol” emri, insanın cüz’î iradesine emanet edilmiştir.
Yani insan neyi çağırırsa ona doğru yürür. Sözle çağırır, düşünceyle büyütür, eylemle bedenleştirir. Dil, kaderle yapılan ilk sözleşmedir.

Gerçek bir “dil orucu”, yalnızca gıybetten kaçınmak değil; kendimize ve dışarıya yönelttiğimiz sert, yıkıcı iç cümleleri de susturabilmektir. Çünkü insan en çok başkalarının sözlerinden değil, kendi içinde tekrar ettiği cümlelerden yaralanır. İç dil yumuşadığında, dış dünya da yumuşar.

Susmak bazen en yüksek duadır.
Bazen nefesle birlikte kalbe inen bir sırdır.
Bazen de ruhun kendine dönebilmesi için açılan görünmez bir kapıdır.

Sükût, kulun kendini susturup Hakk’ı dinlemeye başladığı eştir.
Söz azalır, hâl konuşur.
Dil susar, kalp zikre başlar.

Ve insan sustuğunda değil; susarken iç sesine tanıklık ettiğinde dönüşür.
Çünkü hakikat en çok sessizlikte fısıldar.

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb