Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 31.01.2026 12 Görüntüleme
Sevtap Çapan

İstanbul’da doğan SEVTAP ÇAPAN, 1991-1995 yılları arasında Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde dört yıl oyunculuk bölümünde okumuştur. Son sınıftayken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na (İBBŞT) girmiş ve profesyonel oyunculuk hayatına başlamıştır. 1996 yılından itibaren sinema ve televizyon dizilerinde aldığı rollerle tanınmıştır. Oyunculuk üzerine çeşitli okullarda eğitim veren Çapan, sanatın mutfak kısmıyla da ilgilenmektedir. Yazarlığını yaptığı beş oyunun ikisi, İBBŞT’ de repertuvara alınmıştır. NTV Stüdyoları’nda Seslendirme Sanatçısı kadrosunda yer almaktadır. 2017 yılı itibariyle Profesyonel Artı Sonsuz Firması’nın kuruluşu olan Tiyatro P.A.S’ın Genel Sanat Yönetmeni’dir. Yazdığı senaryolar ile oyunları da bulunan Çapan 8 Kitap yazmış, aktif sanat hayatına da devam etmektedir.

EVET, BEN SEÇTİM!

Diyelim ki burada olmayı ben istedim. Belki de bunu ilk kez yaptım çünkü defalarca tekrarlamam için aklımı yitirmiş olmalıyım ki zaten dünyaya geldiğim an itibariyle olan bu değil miydi? Yumuşacık bıngıldağın koruması altında bulunan beynimin acizliği! Zavallı yitirilmiş aklım!

Görebilmem, konuşabilmem, yürüyebilmem, kendi kendime yiyip içip giyinebilmem, en önemlisi; düşünebilmem için birkaç yıl geçmesi gerekti. Her fırsatta bağırabildiğim, ağlayabildiğim ve yerli yersiz gülebildiğim zamanların da sonu oldu bu…

Büyüdükçe akıllanmanın karşılığı, doğal tepkileri kontrol altına almaktır.

Ağlamak güçsüzlük, gülmek ayıp, bağırmak deliliktir; gelişip olgunlaştıkça sınırlar çizilir yaşamımızda. Öğretilir, doğru yanlış gözetilmeksizin öğrenilmiş ne varsa… Öyle ki çoğu kez sebebi bile unutulmuş olan bir kan davasına – nefretin öğretilmişliğine – boyun eğer insanlar. Gelişip olgunlaşmak bu değildir elbette… Gelişen insan araştırır, sorgular, ileriye doğru yönelir; olgunlaşan insan başka bir insanın canını almanın hakkı olmadığını bilir.

Hayatın belirsizliği içinde oradan oraya savruluruz. Aklımız yerinde gibi düşünsek de yitirilmiş bir akılla, dünyevî bir bakışla tükeniverir ömürler. Nereden geldiğimizi, neden geldiğimizi, dünyadaki amacımızın ne olduğunu ve nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Çünkü bilmemeyi seçtik.

Evet, ben seçtim, sen seçtin!

Ruhumuzun mükemmele erişmesi için bile isteye seçtik bilmemeyi… Rüyalarımız ya da minik dejavularımız var bizim, bir de bu dünyaya ait olmama hissimiz… Tüm bunlara rağmen hatırlamıyoruz hiçbir şeyi. Oysa ben, o kadim bilginin içimde olduğuna eminim.

İlk gelişim değil bu belki de… Hatırlamaya çalışıyorum ama yapamıyorum. Bu sır perdesi ben öldüğümde aralanacak sanırım. Umarım, başka bir bilinmezin ağına düşmem.

Zavallı yitirilmiş aklım her tekâmülde biraz daha mı yitiyor yoksa tüm yaşamlarımı hatırlayıp en mükemmel en dâhiyane haline dönüşmek için mi hazırlanıyor? Tekâmül / reenkarnasyon var mı? Kimileri inkâr ediyor, kimileri en eski inanış olan bu ruh göçüne bilimsel açıklamalar dahi getiriyor. Hal böyleyken önem kazananın, kişisel görüş olduğuna inanıyorum. Bu bireysel bir yolculuk, ruhumuzun evrenle ve Yaradan ile olan bağı eşliğinde tamamen bağımsız değiliz ama öyle zannediyoruz. Bütünden koparılmış yegâne parçalarız, tekrar bütüne kavuşmayı amaçlıyoruz. Amacın amacı ne peki? Zaten tamsam neden bölündüm ve yeniden bütünlenmem gerekiyor? Melekler bile bilmiyor, merak ediyor ve soruyor Yaradan’a: “İnsanı neden yarattın?” Cevap ne olursa olsun kabullenmeye zaten hazır olan melekler, sadece O’nun bilmesinin yeterli olduğu, cevabıyla susuyorlar sonsuz bir sadakatle…

Büyük bir planın başkahramanlarından biriyim, Yaradan’ın ışığığıyla bezeli ruhum bugüne kadar kaç bedene girdi, bilmiyorum. Eğer şimdi bunları düşünüyorsam belki de bu son bedenim, son gelişimdir dünyaya… Neler olup bittiğini anlamak için gözlerimi kapıyorum ve:

“Kadim bilgiye sahibim, o benim içimde, hatırla!” diyorum kendime… Belki gözlerimi fazla sıktığımdan belki de değil, karanlığın içinde minik ışıklar parlıyor; değişik yüzler yaklaşıp bakıyor gözkapaklarımın altındaki gözlerime… Korkup açıyorum gözlerimi hep! Açmasam kim bilir belki de… Gerçeği öğrenmek istemekle onu öğrenmeye hazır olmak bir değil. Hatırlamıyorum, hatırlamamayı seçiyor da olabilirim.

Zavallı yitirilmiş aklım!

Evet, ben seçtim!

Bile isteye akılsızım.

 

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Sevgili bedenim!

Sevgili bedenim!

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb