Yeni adresimiz
Ana Sayfa Yazarlar 31.01.2026 10 Görüntüleme
Serpil Çalışkanoğlu

Serpil Çalışkanoğlu Holistik Danışman / Eğitmen / Yazar Bütüncül bir yaklaşımla profesyonel olarak uzun zamandır hizmet vermekteyim. Bireylerin yaşam dengesini kurmada nefes terapisi, enerji çalışmaları,meditasyon ve psikolojiyi bir araya getirerek kişiye özel çözümler sunmaktayım. Aynı zamanda alanımda eğitimler veriyorum. Uzun yıllar Almanya’da yaşadım ve farklı kültürlerden edindiğim deneyimleri paylaşmayı seviyorum.Doğa, sanat ve yazmak kendimi ifade etme biçimim.

Bütünsel İyi Olma Hali

İyi olmak…

Bir kelime gibi basit, bir his gibi tanıdık. Ama bir o kadar da uzak. Modern hayatın koşuşturması içinde, iyi olmanın tanımı kayboldu. Birçoğumuz için “iyi” artık sadece bir anlık rahatlama, bir kaçış ya da geçici bir rahat nefes oldu. Oysa iyi olmak, bir anlık huzurdan daha derin bir hal. Bütünsel bir denge, bir iç uyum, bir “evet” hali.

Bugün hepimiz bir şeyleri düzeltmeye çalışıyoruz: Kilo, stres, ilişkiler, para, kariyer, ruh hali, uyku, anksiyete…

Sanki iyi olmanın yolu, her şeyi kontrol altına almakmış gibi. Oysa bütünsel iyi olma hali, kontrol etmekten çok bırakmayı, yönetmekten çok tanımayı gerektirir.

 

Beden, bize sadece bir taşıyıcı değildir. Beden, aynı zamanda bir hikâyedir.

Her ağrı, her kasılma, her sıkışma, bir mesaj taşır. Bedenin dili, çoğu zaman zihnimizin dilinden daha dürüsttür.

Modern insanın bedeni, sürekli bir alarm halindedir.

“Savaş ya da kaç” modunda yaşar; bu yüzden en ufak bir rahatsızlıkta bile bedensel sinyaller yükselir.

Sırt ağrısı, boyun tutulması, mide sorunları, uykusuzluk, kalp çarpıntısı…

Peki, bu sinyaller neyi anlatır?

Çoğu zaman baskılanmış duyguların bedenleşmiş hâlidir.

Keder, öfke, kırgınlık, yalnızlık, değersizlik hissi…

Bunlar zihinde dolaşıp geçerken, beden “ben buradayım” der gibi bir yerlerde düğümlenir.

Bütünsel iyi olma hali, bedenin “yorgun değilim” demesi değil; bedenin sana “ben buradayım” demesiyle başlar.

Bedenini dinlemek, ona nazik davranmak, onu cezalandırmadan anlamaya çalışmak…

İşte gerçek iyileşme orada başlar.

Zihin

İyi Olmak “Düşünceleri Durdurmak” değil, düşüncelerle barışmaktır.

“Zihin”  insanın en kalabalık mekanı.

Gün boyunca sayısız düşünce gelir geçer; bazıları bizi yükseltir, bazıları ise aşağı çeker. Ama zihnimiz çoğu zaman düşüncelerimizin kölesi gibi çalışır.

Peki iyi olmak, düşünceleri susturmak mı?

Hayır.

İyi olmak, düşünceleri yargılamadan izlemek, onlarla savaşmayı bırakmak, onları birer “geçici misafir” gibi görmek demektir.

Zihin, bizi korumaya çalışır.

Ama çoğu zaman korumaya çalışırken bizi küçük düşürür, sınırlar, korkutur.

“Yeterli değilsin”, “başaramazsın”, “yeterince iyi değilsin”…

Bu düşünceler birer iç ses değil, eski bir programdır.

Bütünsel iyi olma hali, zihnin bu programlarını fark edip,

“Ben bu düşünceyi seçmiyorum” diyebilmektir.

Bu bir güç değil; bir özgürlük halidir.

Ruhsal iyi olma hali

“Mutlu Olmak” Değil, Kendini Hatırlamaktır

Ruh, modern dünyada en çok yalnız kalan parçamız.

Çünkü ruh, görünmeyeni görür; söylenmeyeni duyar; hissedilmeyeni hisseder.

Ama günümüzde ruhu dinlemek için hiç vakit yok gibi.

Ruhun dili sessizdir.

Birden bire çöküverir, bir şeylere anlam veremez, “her şey yolunda” derken bile içten içe bir boşluk hissedersiniz.

Bu boşluk, çoğu zaman “kendinden kopuşun” işaretidir.

Kendini unuttuğun zaman, hayatın içinde yaşar gibi görünürsün; ama aslında kendinden uzaklaşırsın.

Bütünsel iyi olma hali, ruhun “ben de varım” dediği bir yerdir.

Bu, mutluluk değil; huzur halidir.

Mutluluk gelip geçer. Huzur ise, varlığın merkezine dokunur.

Bütünsel İyi Olma Hali: Üç Parçanın Buluşmasıdır.

Beden, Zihin ve Ruh…

Bu üç parça, ayrı ayrı iyi olabilir mi?

Evet. Ama bütünsel iyi olma hali için hepsinin aynı anda “evet” demesi gerekir.

Bedenin iyi, zihnin iyi, ruhun iyi…

Bu üçü aynı anda bir araya geldiğinde, insan bir “bütün” olur.

Modern insanın sorunu şu:

Bu parçalar birbiriyle konuşmuyor.

Zihin bedenin sesini duymuyor.

Ruh, zihnin gürültüsünde kayboluyor.

Beden, ruhun suskunluğuna cevap veremiyor.

Oysa iyi olmanın sırrı, bu parçaları bir araya getirmektir.

Bedenine soru sor: “Bugün neye ihtiyacım var?”

Zihnini gözlemle: “Bu düşünce bana hizmet ediyor mu?”

Ruhunu dinle: “Ben ne hissetmek istiyorum?”

İyi olma hali, kendini cezalandırmadan, kendini zorlamadan, kendini küçültmeden başlar.

İyi olma hali, bir hedef değil; bir yolculuktur.

Ve bu yolculukta en önemli şey “mükemmel” olman gerekmez.

Sadece gerçek olman yeter.

 

Bütünsel iyi olma hali, her zaman rahatlıkla gelmez.

Bazen iyi olmak, önce kırılmayı gerektirir.

Kırılmak, zayıflık değil; bir şeyin içten yenilenmesidir.

Kırıldığın yerde, kendinle yeniden tanışırsın.

Kırıldığın yer, aynı zamanda “yeniden doğuş”un da kapısıdır.

Bütünsel iyi olma hali, bir şeyleri düzeltmek değil; bir şeyleri kabul etmektir.

Bedenin, zihnin ve ruhun aynı anda “tamam” demesidir.

Bu hal, bir anda gelmez.

Ama her gün, küçük bir adımla yaklaşılır.

İyi olma hali, bir hedef değil; bir dönüş.

Ve dönüşün en saf hali şudur:

Kendine geri dönmek.

reklam

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

AYAKKABI

AYAKKABI

Özgün Haber Reklam Alanı
Özgün Haber Reklam Alanı
Tema Tasarım | AnatoliaWeb